Sultanbeyli masal oku
ALPERENLİK RUHU

Alperenlik ruhu

Dünkü yazımda “bize yeni bir ruh lazım” demiştim. Gerçekten de bize yeni bir ruh, yeni bir diriliş ruhu lazımdır. Bize lazım olacak bu ruh “Alperenlik ruhu” olmalıdır. Bu ruh da öyle her babayiğidin taşıyacağı bir ruh değildir. Zaten herkes tarafından taşınabilseydi herkes Alperen olurdu ki işte o zaman kurtuluşumuz iki cihanda da gerçekleşirdi.

Mübarek ecdadımız ya kendisi bizzat Alperenlik yapmış ya da bir Alperene kapılanmıştır.

Alperenliğin en bariz meziyeti kendi nefsini yenmektir. Kendi nefsini yenemeyen hiçbir kötülükle savaşamaz fikrine sahiptir. Kendi nefsi için hiç kimsenin kapısına oturmaz, hiç kimseye dadılık yapmaz.

Kendine yeterini alıp fazlasını devamlı veren bir ruha sahiptir Alperen. Tabir caizse “doğana beşik ölene tabut” olmaktır onun en büyük meziyeti.

Gerçekten Alperenlik ruhuna sahip olan insanlar cihangir hükümdarları kapısın eşiğinden atlatmaz. Kendi kapı eşiğine bile almadığı cihangirlerin davetlerine de icabet etmezler.

Bizim tarihimizde efsanevi bir Alperen olan Geyikli Baba vardır. İşte bu Geyikli BabaOrhan Gazi’nin kendisine verdiği İnegöl ve civarını elinin tersi ile itmiş ve “dünya malı siz hakanlarındır. Bize ahiret yeter” demiştir. 

Bu ruhu taşıyan insanlar için dünyaya gelmek marifet değildir. Dünyaya geldikten sonra Allah ve Resulünün emir ve yasaklarını yerine getirerek hem dünyasını, hem ahiretini kazanmak marifettir. Onlar için en büyük ideal ölmeden önce ölmektir.

Onlar hoşlanmadıkları şeylerde Allah’a boyun eğerler, hoşlandıkları zamanlarda ise devamlı şükür içinde bulunurlar. Bunun için Koca Yunus şöyle seslenir:

Ne varlığa sevinirim/Ne yokluğa yerinirim/Aşkın ile avunurum/Bana seni gerek seni

Bir milletin kurtuluş reçetesi sayılan bu ruhu kaybeden milletler her şeylerini de kaybederler.

Maziyi iyi bilen, gününü yaşayan, geleceğin de derdini çeken çilekeşlerdir Alperenler.

Bu ruhu taşıyan her insan büyük tufanlarda rotasını ve limanını şaşıran yön bulamayanlar için en büyük sığınma limanı olmalıdır. Ki tarihte hep böyle olmuşlar ve kendilerini de kurdukları medeniyetleri de milletlerini de ölümsüzleştirmişlerdir.

Bu ruha sahip olmayanlar da Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi “…gözleri nemsiz, yüreği gamsız, ibadeti kabuk haysiyeti kopuk biçareler biçaresi” olarak hayat sürerler. Veya yüzüstü sürünürler.

Bu yüce ruhun sahibi olan insanlar “günahlar bizi terk etmeden biz günahları terk edelim” zihniyetine sahipleridir.

İşte millet olarak bu yüce duygu ve meziyetlere sahip olamamışsak kurtuluş beklemek de abesle iştigaldir. 

 
umasal oku Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol